Yazılı Basın

Yeni Aktüel Dergisi

Yeni Aktüel Dergisi

Akşam Gazetesi

Milliyet Gazetesi

Futbol Extra

Futbol Extra

Futbol Extra

Futbol Extra

Posta Gazetesi

Sabah Gazetesi

Star Gazetesi

Hürriyet Gazetesi

Sabah Gazetesi

Olay Gazetesi

Bursa Yerel Gazetesi

Sabah Gazetesi

WWE Dergisi

WWE Dergisi

WWE Dergisi

WWE Dergisi

Milliyet Kardeş Dergisi

Milliyet Kardeş Dergisi

Milliyet Kardeş Dergisi

Milliyet Kardeş Dergisi

Posta Gazetesi

Posta Gazetesi

Posta Gazetesi

Posta Gazetesi

Cumartesi gecelerinin tartışmasız kralı: Bilgehan Demir! Sunduğu boks maçlarıyla, müthiş ses tonu ve samimiyetiyle spikerliği yeni bir boyuta taşıdı. Bursa’da başlayan sıradan hayatını bugün dünyanın en saygın yapımcılarından birine çeviren Bilgehan Demir ile bütün hayatını ilk kez Karnaval eki için konuştuk.

Röportaj: Canan DANYILDIZ 

Devamını Oku

Bu aralar herkesin dilindesin Bilgehan!

Öyle mi? Çok teşekkür ederim! Boksa ilgi büyük oldu. Sunuculuğumu beğeniyorlar, getirdiğim maçlar çok izleniyor.

Nereden merak sardın boksa? Kavgacı bir karakter miydin tıfılken?

Aslına bakarsan benim hayatım dövüşle, kavgayla geçti Bursa’da. Ortaokul, liseye kadar mahalle kavgalarının adamıydım. Çocuk çetelerimiz vardı, hatta mahallelerarası büyük kaos çıkmasın diye aramızdan en iyi olanı seçer ikili dövüştürürdük.

Niye birbirinize girerdiniz mahallede?

Hiçbir sebebi yok! Bizim mahalle sizin mahalleyi döver. Ama, böyle kavga ettiğimize bakma; hafta sonları da bir araya gelir top oynardık. Dostluk bozulmazdı, en azından Bursa’da öyleydi, eskiden delikanlılık ön plandaydı.

Ne kadar yaşadın Bursa’da?

Üniversite’ye gidene kadar hem ben profesyonel futbol oynadığım için hem de babam Milli Eğitim’de görevliydi onun tayinleri çıktığı için farklı okullarda okudum, insan orta 3’ü 4 ayrı okulda nasıl okur ya? 1998’den sonra Bursa’dan bir koptum, bir daha da geri dönmedim, çünkü televizyoncu oldum.

Kaç kardeşsiniz? Diğerleri neci?

5 kardeşiz, 1 ablam doktor, 1 abim polis, 1 kardeşim Almanya’da koordinatör, bir kardeşim de demirci yani serbest meslekle uğraşıyor.

E, baban futbolcu olmana karışmadı mı?

14 yaşındayken ‘Baba ben Beşiktaş’ın alt yapısına gideceğim’ dedim. Hedefleri olan, kararlı bir çocuktum. Daha o yaşlarda eski bisiklet alır, modifiye eder, satardım; hatta babam bu bisikletleri çalıyorum zannedip takip edermiş.

Niye satardın? Ekonomik durumunuz iyi değil miydi?

Değildi tabii, babam 5 çocuğa memur maaşıyla bakıyordu, annem de kazak yakası dikererek ev ekonomisine yardım ediyordu, ama o kadar işte! Ben de kendi paramı kazanmak için hafta sonları garajda dondurma, su satıp kazandığım parayla eski bisiklet alıp onarıyordum, satmak için. Salça fabrikasında bile çalıştım!

Futbolcu mu olmak istiyordun?

Üniversiteden önce, Beşiktaş alt yapısını çok aşındırdım. Abim Muhsin Demir beni Fulya tesislerinde çok antrenmana götürdü. Sonra Bursada Sönmez Filament takımında oynadım. Hatta Karabükspor'a transfer olacakken sakatlandım.  14 yıllık amatör ve biraz da profesyonel kariyerle futbolu bıraktım. Okul ağır bastı ve okula devam ettim. Olmadı açıkçası futbolculuk olayı.

Eyvah!,

Hayallerim yıkıldı! Ama Uludağ Üniversitesi Beden Eğitimi’ni kazandım, üniversitenin 2. Yılı bizim sınıfta Esra diye bir arkadaşım ‘Bursa’da bir radyomuz var, sen de iyi taklit yapıyorsun, gelsene, radyoculuk yapsana’ dedi. Bursa FM’e bir gittim, atmosfer harika! ‘Gece Bekçisi’ diye ilk programımı yaptım.

Sonra Flash TV maceran var!

‘Gerçek Kesit’ vardır, fenomen hani; ondan oynadım! 3- 5 de para veriyorlardı. ‘İyi ki de oynamışım’ diyorum.

Sonra?

Cine5, TGRT, Fox, Doğan Haber Ajansı; gezmediğim yer kalmadı. İlk Cine5’e görüşmeye geldiğimde kalacak yerim yoktu, üzerimde en ucuzundan bir takım elbise... 170 TL’ye işe girdim, sonra TGRT’ye 750 TL’ye transfer oldum, öyle devamı geldi!

O dönemde var mı sağlam maceran?

Türkiye -İsviçre maçıydı, FIFA’da Fatih Terim’i kurtaran adam benim! Oradaki kavgada tek görgü şahidi benim, FIFA yetkilileri de beni gördü; çünkü o sırada ben canlı yayın yapıyordum ve mahkemeye çıktım. Lehine, bir miktar da kayırarak şahitlik edip Terim’i kurtardım. Teknik adamlık kariyeri bitecekti ben olmasaydım.

“Bütün takipçilerim organik”

Boks hep vardı, neden senle bu kadar parladı?

Biz bu işe Fox TV’de 2006’da başladık, spor müdürüydüm o zaman. Koray Altınsoy Tokyo’da 90 bin kişinin izlediği bir kaset izletti, 3 saat. “Bu ne yaa! Yıkar ortalığı. Yapalım!” dedim...

Nasıl emin oldun bizim de seveceğimize?

Ben sevdiysem herkes sever diye düşündüm; ışıklar, çekim kalitesi, heyecan... Michael Jackson konseri gibiydi. Ama kanalda herkes karşı çıktı. “Bu saçmalık!” dediler.

Sonra?

O zaman TGRT daha Fox’a yeni dönüyor ve ilk 100’e giren reytingli bir işi yok, biz de gece 1’de yayınlıyoruz maçları; buna rağmen ilk 100’e girdik, telefonlarım hiç susmamıştı, hatırlıyorum!

Dövüş anlatman nerden çıktı?

Önce Orhan Ayhan anlattı, o çok halk ağzıyla anlatınca bir iki kişiyi denedik, ama olmadı. Sonra ben anlatmaya başladım. 2007’den sonra da hiç futbol maçı anlatmadım. Ben sloganları iyi buluyorum: ‘Olay var Olay’ benden çıkmış ve herkese yayılmış durumda mesela. Maç sırasında çok iyi laflar buluyorum!

Boks maçı kadar, anlatan da önemli mi?

Evet! Kesinlikle şart! Kan, ten ve nefes uyumun olmalı. Ringi tanıyacaksın, dövüşçüyü tanıyacaksın, hayat hikayesini bileceksin; denklemi çok. Maçı izlemekten çok dinlemek gibi düşün.

Bize sunacağın maçı nasıl seçiyorsun?

Canlı yayın olmasına, iyi çekiminin olmasına dikkat ediyorum. İyi dövüş bunlarla birleşince çok cazip oluyor, izleniyor.

Geldiğin nokta tesadüf mü, şans mı?

Tesadüf asla diyemem! Çalışarak, iğneyle kuyu kazarak geldim bu noktaya. Fox’ta 5 sene bu işi yaptıktan sonra 3 yıl ara verdim. Ve kendi şirketimi kurdum, yapılandırdım. Şimdi 4 büyük kanaldan istekler var, Lig TV ile görüşmelerimiz var.

Sen artık bu işte söz sahibisin o zaman?

Dövüş sporlarının patronu benim! Ben ne dersem o! İnandırıcılığımla, spikerliğimle ya da işten anlamamla kimse yarışamaz.

Sosyal medyada inanılmaz takipçin var...

Sosyal medyayı önemsediğim kadar hiçbir şeyi önemsemem! Bütün takipçilerim organik!

Her yazılanı okur, muhatap olur musun?

Sadece canlı yayın sırasında 5 bin yorum, soru geliyor; bunun en az 3000 tanesini okuyorum; samimi bulduğum sorulara da yanıt veriyorum.

Senin farkın ne? Neden seni sevdik?

Bütün bu hayat hikayelerini iyi biliyorum, çalışıyorum, samimiyet geçiyor bence. Cumacumartesi- pazar hiç uyumam. Pazartesi de bütün gün uyurum. Benim heyecanım maçın yayın hakkını aldığım gün başlıyor. Çok heyecanlıyım, o da geçiyor seyirciye.

Bilgehan Demir, “FIFA’da Fatih Terim’i ben kurtardım” diyor.

“Boksörler futbolculara harçlık verir”

Boksa bütün dünyada neden bu kadar ilgi var?

Aksiyon! Bizi heyecanlandıran şey o!

Şiddetle boksun yakın bir bağı var mı?

Tabii ki. Amerika’da boksun yayılması için karar almışlar, sokakta değil ringte dövüşsün insanlar diye. Sokakta agresif enerjisi olan adama, “Ringte dövüşmezsen sana büyük cezalar uygularım” demişler. Bu iş 1800’lü yılların sonunda İngiltere’de resmileşiyor. Boks sokakta dövüşen adamı terbiye ediyor. ‘Bir ring koyalım’ diyorlar, kuralları olsun, kazanana para verelim; eldivenle dövüşsünler, zarar gelmesin...

Böyle terbiye edilmiş ünlü bir boksçu var mı?

Mike Tyson! En büyük örneğidir! Boktan önce 19 ayrı suçtan yargılanıyordu, bokstan sonra yalnız iftira edilmişti, o mahkemesi vardı. Muhammed Ali, karakollardan çıkmayan bir çocuktu; sonra hiç vukuatı yok! Berbard Hopkins, seri katildi; cezaevinde boksla tanıştı, çıkınca dışarı dünyanın en büyük boksörü oldu. Boks, şiddeti nakavt eden tek spor.

Çok para kazanır mı boksörler?

Futbolculara harçlık verirler! Floyd Mayweather 275 milyon dolar kazanıyor. Messi’ye, Ronaldo’ya cep harçlığı verir! Ama bak bir kural kondu, sen lisanlı bir boksör olarak, dışarıda birine vurursan, ateşli ve delici bir silahla zarar vermiş gibi ceza alıyorsun; bu boksörler için dönüm noktası oldu.

Boksa neredeyse şükredeceğim!

Lisans verip bu cezayı getirince evet! Bir de boksta diyelim şampiyonluk maçı, 12 raunddur, 11 raund sen kaybetmiş olabilirsin, ama son raund nakavt edersen karşındakini, maçı sen kazanırsın! Sürprizdir, hiçbir zaman bilemezsin kimin kazanacağını. Hatta Muhammed Ali’nin bir lafı var: ‘Kimin daha uzun boylu olduğu, maçın sonunda ayakta kalana bağlıdır.’

Bu kadar vurdulu kırdılı spor seyretmek nasıl bir zevk?

Boks en centilmen spordur; her ne kadar dövüşseler de sporcular maç bitince birbirine sarılırlar. Maçtan önce gider yapmayan, maçtan sonra centilmen olmayan boksör olmaz!

Herkes boksör olabilir mi? Süt kuzuları misal?

Süt kuzusundan olur! Jo Jo Dan! Görsen dışarda inanamazsın; ama adam dünya şampiyonu. Boksun, kasla, cüsseyle ya da boyla ilgisi yok. Bu çalışma işi; göreceksin rakibini, attığı yumruğu hesap edeceksin. Alt yapın iyi olacak.

Boksta şike ya da doping işleri dönüyor mu?

Maalesef çok para döndüğü için şike yapılıyor, ama doping futboldan daha az çünkü hemen yakalanırsın, hakem seni ve karşındakini hemen tahlile yollar, zaten toplamda 2 kişisiniz.

Bilgehan Demir bir boks şampiyonası sonrası.

“Her 6 senede bir batarım”

Sunarken en etkilendiğin maç hangisiydi?

Yayında hüngür hüngür ağladım geçenlerde. Daniel Jacobs, adam kanser, maçın sonunda oğlu bir fırladı ringe; hiç kimse böyle bir şey beklemiyordu, belki oğlunu yakında artık görmeyecek. O kadar duygulu bir andı ki acayip ağladım yayında.

Çok acayip hayat hikayeleri var ha...

Deontay Wilder... Aslında kötü bir basketçi, gayri meşru bir oğlu doğuyor, omiriliği kopuk, para kazanmak için boksör olmaya karar veriyor; oradan yürüyüp gidiyor. Bu adam oynadığı 33 maçın 33’ünün şampiyonu! Ve oğlu, babasının kazandığı parayla değneksiz geziyor.

Kadınların boksa ilgisi nasıl?

Yüzde 44’e çıktı! Kadınlar eskiden kocalarına boks seyrettirmiyordu; şimdi ‘Kocama seyrettirmiyorum, çünkü kendim seyrediyorum’ diye mesajlar atıyor kadın seyirciler.

Özel hayatın nasıl?

Vallahi bak oturdum hesapladım, bir yükselip bir iniyorum; benim hayatım hep böyle. Her 6 senede bir sıfırlarım. Çok ders çıkardım hayatımda; inşallah olmaz ama; hazırlık yapıyorum. Her inişten sonra müthiş yükseliyorum ama!

Şimdi bir ailen var, dikkat!

Evet, evliyim ve Kerem adında bir oğlum var.

Yatırımların var mı hayatını garantilemek için?

Mesela 1 trilyona ev aldım, bankada param var ama yatırım yapıyorum işime. Eşim ağlıyor, nasıl ödeyeceğiz diye. Benim bir tane böyle evim olacak, ikinci evim olmayacak, fazlasına gerek yok.

“Askerden önce kazandığımı borsada kaybettim”

Zor zamanların oldu mu?

Oldu tabii, 170 TL’ye çalıştığım zaman bazen yol parasından kar etmek için arşiv odasında yatardım şirketin; kasetler bozulmasın diye soğuk tutarlardı o odaları; üşürdüm çok. Babam “Oğlum sen yapamazsın, oralar zor” demişti, kimseye durumumu söyleyemedim!

Niye ailene bahsetmedin?

Gururumdan! Ben yaparım deyip çıkmışsın evden! Başarman lazım! TGRT’ye 750 TL’ye geçince eve buzdolabı, tüp, camlara perde aldım; perdesiz diye evime ailemi çağıramadım; ne zaman perde, yatak aldım; o zaman annemi çağırabildim.

İyi para kazandın mı bari?

Askere kadar 40 bin TL kazanmıştım, fakat askere gitmeden önce hepsini borsaya yatırdım 120 bin TL kaybettim. Askere giderken arkadaşlarıma çay ısmarlayacak param yoktu. Yemin ettim ve 2004 yılından beri kazı kazan bile oynamadım!

Baban haklı çıkıyor...

Babamı askere giderken gördüm. İznik’te başmüfettişti. Onu otobüste giderken yolda gördüm, otobüsü durdurdum; babama sarıldım! (Ağlıyor) Sana o anı anlatamam.

Cebinde paran olmadığını söyleyebildin mi?

(Ağlamaya devam ediyor) Nasıl söylerim? Adam bembeyaz saçlarıyla, bizi büyütmeye çalışmış, askere gidiyorum, nasıl derim ‘beş kuruşum yok’ diye? Yıllar sonra itiraf ettim, çok üzüldü, çok ağladı...

Ne kadar duygusalsın!

Evet çok duygusalımdır ben, bakma öyle göründüğüme. Çok düşünüm aileme, sevdiklerime.

Görsel Basın

Beyaz Şov Konuk

NTV Spor Konuk

NTV Spor Konuk

Mesut Yarla Burada Laf Çok

NTV Spor Konuk

NTV Spor Konuk

NTV Spor Konuk

FOX TV

info@bilgehandemir.com

© 2021 Bilgehan Demir. Tüm hakları saklıdır.